Mühendislik Perspektifi

Değirmen ve Tahıl İşleme Sistemleri: Mühendislik Değerlendirmeleri

Modern değirmen teknolojileri, yüzyıllar içinde gelişen geleneksel öğütme sistemlerinden, son derece karmaşık ve otomatize tesislere evrilmiştir. Bu evrim, mekanik mühendisliğinden malzeme bilimine, proses mühendisliğinden otomasyon ve kontrol sistemlerine kadar geniş bir mühendislik disiplinleri yelpazesinin entegrasyonunu gerektirir. Bugün değirmen tesisleri, verimlilik, enerji tasarrufu, ürün kalitesi ve sürdürülebilirlik prensiplerinin tümünü harmanlayan ileri teknoloji sistemler haline gelmiştir.
Tanış A.Ş. mühendislik ekibi olarak, değirmen ekipmanlarının tasarımından uygulamasına, sorun çözümünden optimizasyona kadar sektörün karşılaştığı teknik zorlukların çözümünde 60 yılı aşkın deneyime sahibiz. Bu makalede, değirmen teknolojilerine mühendislik perspektifinden bakarak, tasarım prensipleri, optimizasyon teknikleri ve sektörün karşılaştığı teknik zorlukları analitik bir yaklaşımla değerlendireceğiz.

Değirmen Teknolojileri Tasarım Mühendisliği

Vals Sistemleri Tasarımında Mühendislik Prensipleri

Vals sistemleri, değirmen tesislerinin kalbini oluşturur ve performansları doğrudan un kalitesini ve verimini etkiler. Vals tasarımında malzeme seçimi, kritik bir mühendislik kararıdır. Modern vals silindirleri genellikle dökme demirden üretilir, ancak silindir yüzeyinde özel alaşımlar kullanılarak aşınma direnci artırılır. Yüzey sertliği genellikle HRC 60-65 aralığında olmalıdır ki bu da beyaz meneviş tabakasının derinliği ve mikro yapısının hassas kontrolünü gerektirir.
Öğütme mekanikleri, valslerin rotatif hareketi sırasında buğday tanelerine uygulanan gerilme, sıkıştırma ve kesme kuvvetlerinin kompleks bir kombinasyonudur. Bu kuvvetlerin optimizasyonu için sonlu elemanlar analizi (FEA) kullanılarak, farklı vals geometrileri, hız farkları ve basınç senaryoları simüle edilir. Örneğin, optimal vals hız farkı (diferansiyel), genellikle B1 pasajları için 2.5:1, son kırma pasajları için ise 1.5:1 oranında olacak şekilde hesaplanır.
Vals yüzeyi tasarımında, oluk açısı, oluk keskinliği ve oluk yoğunluğu (oluk/cm) gibi parametreler, bilimsel prensiplere dayanarak belirlenir. Kırma pasajlarında 8-10 oluk/cm kullanılırken, öğütme pasajlarında 30-36 oluk/cm tercih edilir. İleri mühendislik analizleri, oluk geometrisinin partiküllere uygulanan kuvvetler üzerindeki etkisini optimize eder, bu da doğrudan ekstraksiyon oranı ve un kalitesini iyileştirir.
Vals sistemlerinde hassas toleranslar ve yataklama mühendisliği, kritik öneme sahiptir. Modern vals sistemlerinde, silindir paralelliği için tolerans genellikle ±0.02 mm’nin altındadır. Bu hassasiyeti sağlamak için, hidrolik veya pnömatik basınç sistemleri ile entegre edilmiş hassas mekanizmalar kullanılır. Yataklama sistemleri, sabit ve hareketli yataklar arasında dinamik dengeyi sağlarken, 24/7 operasyonda yüksek güvenirlilik sunmalıdır.
Titreşim analizi ve sönümleme sistemleri tasarımı, vals performansını ve ömrünü doğrudan etkiler. Rezonans frekanslarını belirlemek ve kritik titreşim modlarını engellemek için modal analiz yapılır. Tipik bir vals için operasyon hızında oluşan titreşim genliği 0.10 mm’nin altında olmalıdır. Bu değerin üzerindeki titreşimler, öğütme kalitesini olumsuz etkileyerek, homojen olmayan partikül boyutu dağılımına yol açar.

Elek ve Sınıflandırma Sistemleri Mühendisliği

Elek sistemleri tasarımında yapısal mühendislik ve titreşim mekaniği, performans ve dayanıklılık açısından kritik rol oynar. Elek çerçeveleri, yüksek genlikli titreşimlere dayanacak şekilde tasarlanmalıdır. Tipik bir kare eleğin titreşim genliği 5-8 mm, frekansı ise 250-300 RPM aralığındadır. Bu dinamik yüklere dayanabilmesi için, çerçevelerde yorulma analizleri yapılarak, kritik bağlantı noktaları ve stres konsantrasyonları tespit edilir.
Partikül davranışı ve ayrıştırma fiziği, un eleme prosesinin temelini oluşturur. Stokes yasası ve Newton’un hareket yasaları, farklı boyutlardaki partiküllerin elekte nasıl hareket ettiğini açıklar. Partikül boyutu, yoğunluğu, şekli ve elek açıklığı arasındaki ilişki, matematiksel modellerle optimize edilir. Örneğin, etkin eleme için, elek açıklığının elenmesi istenen partikül boyutunun 1.8-2.5 katı olması gerektiği, deneysel verilerle doğrulanmıştır.

Eleme verimliliği, matematiksel olarak şu denklemle modellenebilir: E = (F – O) / (F – U) × 100

Burada:
• E: Eleme verimliliği (%)
• F: Besleme malzemesindeki elek altı boyutundaki partiküllerin oranı
• O: Elek üstü ürünündeki elek altı boyutundaki partiküllerin oranı
• U: Elek altı ürünündeki elek altı boyutundaki partiküllerin oranı
Bu model, eleme performansının optimizasyonu için kritik parametrelerin belirlenmesinde kullanılır. Tipik bir değirmen eleğinin verimliliği %85-95 aralığında olmalıdır.
Akış dinamiği optimizasyonu, eleğe giren malzemenin homojen dağılımını ve etkili stratifikasyonunu sağlamak için esastır. Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD) analizleri, elek üzerindeki malzeme akışını modellemeyi ve kritik parametreleri (elek eğimi, titreşim frekansı ve genliği) optimize etmeyi mümkün kılar.

Pnömatik Taşıma Sistemleri Akış Mühendisliği

Pnömatik taşıma sistemleri, değirmen tesislerinde malzemenin hızlı ve verimli şekilde taşınmasını sağlayan kritik komponentlerdir. Gaz-katı akış dinamiği prensipleri, bu sistemlerin tasarımının temelini oluşturur. Taşıma rejimi (seyreltik veya yoğun faz), malzeme özellikleri ve taşıma mesafesine bağlı olarak belirlenir. Seyreltik faz taşımada, tipik olarak hava hızı 15-30 m/s aralığında olup, malzeme-hava oranı 1-15 arasındadır.
Boru çapı ve hız optimizasyonu, enerji tüketimi, taşıma kapasitesi ve aşınma arasındaki dengeyi kurmanın temelidir. Boru çapı, aşağıdaki denklem kullanılarak hesaplanabilir:
D = √(4Q / πv)
Burada:
• D: Boru çapı (m)
• Q: Hacimsel akış hızı (m³/s)
• v: Tasarım hava hızı (m/s)
Optimum boru çapı, gereksiz basınç kayıplarını ve dolayısıyla enerji tüketimini minimize ederken, güvenli taşıma için yeterli hava hızını sağlamalıdır.
Basınç kaybı hesaplamaları, sistem tasarımının kritik bir bileşenidir. Darcy-Weisbach denklemi gibi yöntemler kullanılarak, düz borular, dirsekler ve geçiş elemanlarındaki basınç kayıpları hesaplanır. Toplam basınç kaybı, fan/blower seçimi ve enerji tüketimini doğrudan etkiler. Tipik bir değirmen pnömatik sisteminde, her 100 metre boru uzunluğu için 10-15 mbar basınç kaybı öngörülür.
Aşınma noktaları analizi, pnömatik taşıma sistemlerinde uzun vadeli güvenilirlik için kritiktir. Partikül-duvar çarpışmaları ve sürtünme, özellikle dirsekler, geçiş bölgeleri ve siklon girişleri gibi noktalarda aşınmaya yol açar. Bilgisayar modellemesi ile aşınma oranları tahmin edilir ve kritik bölgelerde sert metal alaşımlar veya seramik kaplama gibi aşınmaya dayanıklı malzemeler kullanılır.

Yapısal ve Tesis Mühendisliği Perspektifleri

Değirmen Tesisi Yerleşim ve Akış Optimizasyonu

Değirmen tesisi yerleşim tasarımı, proses akış diyagramına dayanarak sistematik bir şekilde geliştirilir. Yerçekimi destekli akış prensibi, enerji tasarrufu ve sistem güvenilirliği açısından temel bir yaklaşımdır. Tipik bir değirmen tesisinde, ürün malzemesinin en az %60-70’inin yerçekimi ile taşınması, enerji verimliliği açısından optimumdur.
Dikey optimizasyon, değirmen binasının katları arasında proses ekipmanlarının yerleşimini şu genel prensibe göre düzenler: temizleme ekipmanları üst katlarda, vals sistemleri orta katlarda, elekler alt katlarda ve son işlemler (paketleme vb.) en alt katta konumlandırılır. Bu yerleşim, hem yerçekimi akışını optimize eder hem de yapısal yüklerin dağılımını dengeler.
Modüler tasarım yaklaşımı, gelecekteki kapasite artırımları için esneklik sağlar. Genişletme planlaması, her proses aşamasının ±%20 kapasite değişikliğine uyum sağlayabilecek şekilde yapılır. Bu, ekipman, bina yapısı ve yardımcı sistemlerin stratejik olarak boyutlandırılmasını gerektirir.
İnsan faktörü mühendisliği, tesis tasarımında sıklıkla göz ardı edilen ancak operasyonel verimlilik için kritik bir bileşendir. Operatör iş istasyonları, ekipmanlara erişim platformları ve kontrol odaları, antropometrik verilere dayalı olarak tasarlanmalıdır. Örneğin, valsler ve elekler için bakım platformları arasındaki maksimum dikey mesafe 1.8 metre, koridor genişlikleri ise en az 1.2 metre olmalıdır.

Yapısal Mühendislik ve Statik Tasarım Zorlukları

Değirmen binası yapısal tasarımı, statik yüklerin yanı sıra, ekipmanlardan kaynaklanan dinamik yükleri de dikkate almalıdır. Vals ve elekler gibi titreşim üreten ekipmanlar, yapısal sistemde rezonans oluşturmaması için izole edilmelidir. Özellikle valslerin yarattığı titreşimler, betonarme döşemelerde yorulma çatlaklarına neden olabilir.
Ekipman temeli tasarımında titreşim izolasyonu, kritik bir mühendislik konusudur. Büyük vals üniteleri için, doğal frekansı 4-7 Hz aralığında olan yay veya neopren izolatörler kullanılır. Bu sistemler, ekipman titreşimlerinin binaya iletimini %80-95 oranında azaltır. Temel betonu, ekipman ağırlığının en az 2.5-3 katı kütleye sahip olmalıdır.
Silo ve depolama sistemleri tasarımı, malzeme akış karakteristiğini ve yapısal güvenliği dengeleyen bir mühendislik disiplinidir. Siloların statik hesaplamaları, Janssen Teorisi’ne dayanarak, dolum ve boşaltım sırasındaki yanal ve dikey basınçları modellemektedir. Kapasite optimizasyonu için, malzeme boşaltım açısının (tipik olarak 55-65°) ve akış kanalının (mass flow veya funnel flow) doğru tasarlanması gerekir.
Sismik tasarım yaklaşımları, özellikle deprem kuşağındaki bölgelerde kritik öneme sahiptir. Değirmen tesisleri, yüksek kütleli ekipmanlar ve silo sistemleri nedeniyle sismik kuvvetlere karşı hassastır. Yapısal tasarımda, bölgenin sismik risk faktörlerine göre yatay ve dikey tasarım spektrumları kullanılarak, yapının doğal titreşim periyodu, tasarım depremi ile rezonansa girmeyecek şekilde ayarlanır.

Toz Kontrolü ve Patlamaya Dayanıklı Tesis Mühendisliği

Değirmen tesislerinde toz patlaması riski, sistematik mühendislik yaklaşımı gerektiren ciddi bir güvenlik konusudur. Toz konsantrasyonu 20-4000 g/m³ aralığında ve oksijen konsantrasyonu %12’nin üzerinde olduğunda, ateşleme kaynağı varlığında patlama riski oluşur. ATEX yönergeleri ve NFPA 68/69 standartları, risk değerlendirmesi ve önleyici tasarım için temel çerçeveyi sağlar.
Patlama tahliye sistemleri, potansiyel patlama basıncını (Pex) izin verilen maksimum basınca (Pred) düşürmek için tasarlanır. Tahliye alanı (A), aşağıdaki hesaplama ile belirlenir:
A = C × V^(0.75) × Pstat^(-0.5) × (1/Pred – 1/Pmax)^(-0.5) × KSt^(0.5)
Burada:
• A: Tahliye alanı (m²)
• C: Sabit (genellikle 0.1-0.3)
• V: Korunacak hacim (m³)
• Pstat: Tahliye panelinin statik aktivasyon basıncı (bar)
• Pred: İzin verilen maksimum basınç (bar)
• Pmax: Maksimum patlama basıncı (bar)
• KSt: Toz patlama indeksi (bar×m/s)
Un tozu için KSt değeri genellikle 100-200 bar×m/s aralığındadır, bu da orta derecede patlayıcı bir toz olduğunu gösterir.
Basınç dalgası yayılımı analizi, patlama etkisinin tüm sistem boyunca nasıl ilerleyeceğini modellemek için kullanılır. CFD simülasyonları, basınç dalgasının yayılma hızını ve pikinlerini göstererek, patlama izolasyon sistemlerinin (hızlı kapanan vanalar, kimyasal bariyerler vb.) optimum konumlarını belirlemeye yardımcı olur.
Toz toplama ve filtrasyon sistemleri, hem proses verimliliği hem de iş güvenliği açısından kritiktir. Jet pulse torba filtreler, değirmen tesislerinde yaygın olarak kullanılır. Filtrasyon verimliliği, torba malzemesi seçimi, hava-bez oranı, temizleme mekanizması ve basınç kaybı kontrol stratejileri ile optimize edilir. Tipik olarak, filtrelerin en az %99.9 verimliliğe sahip olması ve toz emisyonlarını 10 mg/m³’ün altında tutması beklenir.

Kontrol Sistemleri ve Otomasyon Mühendisliği

Değirmen Otomasyonu ve Kontrol Algoritmaları

Modern değirmen tesislerinde otomasyon, proses kontrolü ve operasyonel verimlilik için vazgeçilmezdir. Kaskad kontrol sistemleri, kompleks proses değişkenlerinin etkin kontrolünü sağlar. Örneğin, tavlama sürecinde, nem sensörü geri bildirimleri, su dozajı kontrolörleriyle kaskad yapıda entegre edilerek, istenen nem içeriğine ulaşmak için PID parametreleri sürekli ayarlanır.
İleri kontrol algoritmaları, proses varyasyonlarını minimize ederek ürün kalitesi tutarlılığını artırır. Adaptif kontrol stratejileri, buğday nemi, protein içeriği gibi hammadde özelliklerindeki değişimlere göre otomatik olarak proses parametrelerini ayarlar. Tipik bir adaptif kontrol sisteminde, besleme hızı, vals basıncı ve elek titreşim parametreleri, hammadde ve ürün özelliklerine bağlı olarak ±%10 aralığında dinamik olarak değişebilir.
Model tabanlı öngörücü kontrol (MPC) sistemleri, gelecekteki proses davranışını tahmin ederek, optimum kontrol stratejisini belirler. Bu yaklaşım, özellikle tavlama süreci gibi ölü zamanı yüksek olan proseslerde, klasik PID kontrole göre %20-30 daha iyi performans sağlar. MPC algoritmaları, ekstrüzyon oranı, enerji tüketimi ve ürün kalitesi arasındaki karmaşık ilişkileri modelleyerek, çoklu hedef optimizasyonu yapabilir.
PLC sistemleri, değirmen otomasyonunun omurgasını oluşturur. Programlama stratejileri, modülerlik, tekrar kullanılabilirlik ve genişletebilirlik prensipleri üzerine kuruludur. Tipik bir değirmen PLC sistemi, ekipman bazında modüller, proses kontrolü modülleri ve raporlama/arşivleme modülleri şeklinde hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Bu modüler yapı, bakım ve geliştirmeyi kolaylaştırırken, sistem güvenilirliğini artırır.

SCADA ve HMI Sistemleri Tasarım Mühendisliği

İnsan-makine arayüzü tasarımı, bilişsel mühendislik prensiplerini temel almalıdır. Değirmen operatörlerinin bilgi işleme ve karar verme süreçleri analiz edilerek, HMI ekranları, kritik bilgileri en etkili şekilde sunan, sezgisel ve ergonomik bir tasarıma sahip olmalıdır. Renk kodlaması, alarm önceliklendirme ve durumsal farkındalık prensipleri, HMI tasarımının temel bileşenleridir.
Veri görselleştirme ve kullanıcı deneyimi, operatörün sistem durumunu hızlı ve doğru şekilde değerlendirmesini sağlar. Akış diyagramları, trend grafikleri ve dashboard’lar, kompleks proses verilerini anlaşılır formatta sunar. Etkin bir HMI tasarımı, değirmen operasyonlarında insan hatalarını %40-60 oranında azaltabilir.
Alarm yönetimi, anormallik tespiti için sistematik bir yaklaşım gerektirir. EEMUA 191 ve ISA 18.2 gibi standartlara uygun alarm stratejileri, kritik alarmların görülmesini engelleyebilecek “alarm sellenmesi” sorununu önler. Alarm önceliklendirme matrisi, her alarm için şiddet, süre ve müdahale zamanı parametrelerine göre öncelik (yüksek, orta, düşük) belirler.

Yapay Zeka ve İleri Analitik Entegrasyonu

Yapay zeka ve makine öğrenmesi teknolojileri, değirmen otomasyon sistemlerine entegre edilerek, proses optimizasyonu ve karar destek mekanizmaları oluşturur. Derin öğrenme algoritmaları, ekstraksiyon oranı, enerji tüketimi ve ürün kalitesi arasındaki karmaşık ilişkileri modelleyerek, optimum operasyon parametrelerini tahmin eder. Supervised learning teknikleri, geçmiş verilere dayanarak, hammadde özelliklerinden nihai ürün kalitesini öngören modeller oluşturur.
Dijital ikiz modellemesi, fiziksel değirmen sisteminin sanal bir kopyasını oluşturarak, gerçek zamanlı simülasyon ve “what-if” senaryoları için platform sağlar. Bu teknoloji, yeni ürün reçetelerinin veya proses değişikliklerinin etkilerini, gerçek sistemi riske atmadan test etme imkanı sunar. Dijital ikiz platformları, gerçek proses verileri ile sürekli güncellenerek, simülasyon doğruluğunu artırır.

Verimlilik ve Sürdürülebilirlik Mühendisliği

Enerji Verimliliği Mühendisliği ve Optimizasyon

Değirmen tesislerinde enerji tüketimi analizi, optimizasyon fırsatlarını belirlemek için sistematik bir yaklaşım gerektirir. Enerji dağılımı tipik olarak şöyledir: öğütme (vals sistemleri) %30-40, pnömatik taşıma %25-35, temizleme ve hazırlama %15-20, paketleme ve depolama %5-10, yardımcı sistemler %5-10. Bu dağılım, öncelikli iyileştirme alanlarını belirlemek için temel oluşturur.
Motor ve tahrik sistemleri optimizasyonu, önemli enerji tasarrufu potansiyeli sunar. IE3/IE4 sınıfı yüksek verimli motorların kullanımı, eski sistemlere kıyasla %3-8 enerji tasarrufu sağlar. Değişken hız sürücüleri (VFD), özellikle değişken yük profiline sahip fan ve pompa uygulamalarında, %15-40 enerji tasarrufu potansiyeli sunar. Motor yükünün optimize edilmesi (%75-85 aralığında) ve doğru boyutlandırma, enerji verimliliği için kritik faktörlerdir.

Hammadde Verimliliği ve Ürün Optimizasyonu Mühendisliği

Ekstraksiyon oranı optimizasyonu, değirmen operasyonlarının ekonomik performansını doğrudan etkiler. Matematiksel modelleme ve deneysel tasarım (DOE) teknikleri kullanılarak, vals açıklığı, hız farkı, oluk geometrisi ve elek açıklığı gibi parametrelerin ekstraksiyon oranına etkileri analiz edilir. Tipik bir buğday değirmeninde, ekstraksiyon oranı %75-85 aralığında optimize edilir, ancak bu değer ürün spesifikasyonları ve hammadde özelliklerine göre değişir.
Proses kaybı minimizasyonu, sistematik analiz ve mühendislik çözümleri gerektirir. Kayıp haritalaması, kritik noktalardaki kayıpları tanımlayarak (sızıntılar, tozuma, taşma vb.), hedefli iyileştirmeler için önceliklendirme sağlar. Doğrusal programlama modelleri, hammadde karışım optimizasyonu için güçlü araçlardır. Bu modeller, farklı buğday çeşitlerinin özelliklerini, maliyetlerini ve ürün spesifikasyonlarını dikkate alarak, optimum paçallama stratejilerini belirler.

Sonuç ve Kapanış

Değirmen teknolojileri mühendisliği, mekanik, elektrik, proses, malzeme ve otomasyon gibi çeşitli mühendislik disiplinlerinin entegrasyonunu gerektiren kompleks bir alandır. Modern değirmen tesislerinin tasarımı, uygulaması ve optimizasyonu, ileri mühendislik prensiplerinin sistematik uygulamasını gerektirir.
Tanış A.Ş. olarak, yarım asrı aşkın mühendislik deneyimimiz, değirmen teknolojilerindeki en son gelişmeleri ve en iyi uygulamaları müşterilerimize sunma konusundaki kararlılığımızın temelidir. Ar-Ge ekibimiz, sürekli olarak yeni teknolojileri test etmekte, geliştirmekte ve değirmen ekipmanlarını optimize etmek için inovatif çözümler tasarlamaktadır.
Mühendislik mükemmelliği, değirmen tesislerinin performansını, verimliliğini ve güvenilirliğini belirleyen temel faktördür. Bilimsel prensiplere dayalı tasarım yaklaşımları, sistematik problem çözme metodolojileri ve sürekli iyileştirme kültürü, rekabetçi ve sürdürülebilir değirmen işletmelerinin anahtarıdır.